SON DAKİKA

Hürmüz açıldı, vicdanlar kapanmaya devam ediyor

Sultan Yılmazcan - sultanylcan@gmail.com Cumartesi 27 Haziran 2026 02:00

Dünya yine bildiğini yaptı. ABD ile İran arasında tansiyonun düşmesi, Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılması ve enerji piyasalarındaki rahatlama, küresel gündemin yönünü bir anda değiştirdi.

Petrol fiyatları konuşuldu, borsaların nasıl tepki vereceği tartışıldı, uzmanlar savaş riskinin azaldığını ve piyasalardaki belirsizliğin büyük ölçüde ortadan kalktığını anlattı. Dünyaya, sanki kriz sona ermiş, bölgede yeniden huzur sağlanmış gibi bir hava hâkim oldu.

Oysa savaş bitmedi. Sadece kameralar yön değiştirdi. Manşetler değişti, ekranlar başka başlıklara çevrildi, uluslararası medya yeni gündemlerin peşinden gitti. Ancak Gazze'de ölüm, açlık ve yıkım hiçbir yere gitmedi. Bombalar hâlâ düşüyor, hastaneler hâlâ hedef oluyor, insanlar bir lokma ekmek ve bir yudum su bulabilmek için hayatlarını riske atıyor. Dünya rahat bir nefes alırken, Gazze nefes alamamaya devam ediyor.

Çocukların çocukluğu, savaşın enkazı altında kaldı

Bugün milyonlarca insan Dünya Kupası'nın heyecanını yaşıyor. Tribünler doluyor, ekranlar maç analizleriyle, gol sevinçleriyle ve transfer haberleriyle dolup taşıyor. İnsanlar tuttukları takımların başarısını konuşurken, Gazze'deki çocuklar bambaşka bir mücadelenin içinde büyümek zorunda kalıyor. Onlar futbol topunun peşinden koşamıyor; enkazların arasında ailelerinin cansız bedenlerini arıyor, sokaklardan ceset topluyor. Oynaması gereken yaşta ölümle tanışan bu çocukların çocukluğu, savaşın enkazı altında kaldı.

Bir yanda kupayı kimin kaldıracağı merak edilirken, diğer yanda kundaktaki bebekler hayata tutunamadan toprağa veriliyor. Daha ilk nefesini doğru dürüst alamadan, hiçbir suçu olmayan masumlar savaşın kurbanı oluyor. Bir annenin sessiz çığlığı, bir babanın çaresiz bakışı ve açlıktan bitkin düşmüş çocukların görüntüleri artık birkaç saniyelik haber kesitlerinden ibaret hâle geliyor. Sonra ekran değişiyor, maç yeniden başlıyor ve dünya kaldığı yerden eğlenmeye devam ediyor.

Belki de en büyük felaket, savaşın kendisi kadar ona alışılmasıdır. İnsanlık, Gazze'den gelen ölüm haberlerini sıradanlaştırmaya başladı. Her yeni saldırı, bir öncekinin gölgesinde kayboluyor. Vicdanlar, gündemin hızına yeniliyor. Oysa bombaların sesi yalnızca Gazze'de yankılanmıyor; aslında insanlığın ortak vicdanında da derin çatlaklar oluşturuyor.

ABD ile İran arasındaki gerilimin azalması elbette bölgesel istikrar açısından önemlidir. Hürmüz Boğazı'nın açık kalması dünya ekonomisi için hayati olabilir. Ancak petrol tankerlerinin güvenle geçebildiği bir dünyada, yardım konvoylarının Gazze'ye ulaşamaması nasıl açıklanabilir? Enerji arzının güvenliği için gösterilen uluslararası hassasiyetin, çocukların yaşam hakkı söz konusu olduğunda gösterilmemesi, üzerinde düşünülmesi gereken büyük bir çelişkidir.

Açlık bir silah olarak kullanılırken, dünya neredeydi?

Tarih, Dünya Kupası'nı hangi ülkenin kazandığını mutlaka yazacaktır. Petrol fiyatlarının hangi gün yükselip hangi gün düştüğünü de ekonomik raporlar kaydedecektir. Ancak tarih bunlardan daha önemli bir soruyu da insanlığın önüne koyacaktır: Gazze'de kundaktaki bebekler ölürken, çocuklar sokaklardan ceset toplarken ve açlık bir silah olarak kullanılırken, dünya neredeydi? Bu sorunun cevabı, sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de vicdanında yankılanacaktır.

Gazze’de görev yapan sağlık çalışanlarının akıbeti ise ayrı bir yara olarak duruyor. Kamal Adwan Hastanesi’nin başhekimi Dr. Hussam Abu Safiya, tüm imkânsızlıklara rağmen yaralılara yardım etmeyi sürdüren isimlerden biriydi. Uluslararası raporlara göre uzun süredir yargılanmadan tutuluyor, mahkemelerde yapılan itirazlar ise reddedilerek tutukluluğu devam ettiriliyor. Bir doktorun hayat kurtarırken hücreye kapatılması, insanlığın kendi vicdanına verdiği en ağır mahkûmiyet hükmüdür.

Gazze’de süren bu yıkım karşısında sessiz kalmak da bir tercihtir. Biz ise susmamayı, görmezden gelmemeyi ve hatırlatmayı seçiyoruz. Konuşmaya devam edeceğiz, boykota devam edeceğiz. Unutmayacağız, unutturmayacağız.