Bambaşka bir Avrupa : Stockholm!
Geçen hafta İsveç'in başkenti ve en büyük şehri Stockholm'de idim. İskandinavya'nın en önemli merkezlerinden biri.
Baltık Denizi kıyısında 14 ada ve Malaren Gölü’nün denizle birleştiği nokta üzerine kurulu bir şehir. Stockholm MÖ 6. Binyılda yani Taş Devri’nden beri yerleşim görmüş ve 1252 yılında İsveçli devlet adamı Birger Jarl tarafından şehir olarak kurulmuştur. Stockholm bugün hem tarihi dokuyu hem de modern yaşamı barındıran, daha ilk gördüğünüz anda aşık olacağınız bir İskandinavya şehri. Evet, burası Avrupa ama başka bir Avrupa.
Gamla Stan
Biz Stockholm’in en eski ve gözde semti olan Gamla Stan’da kaldık. Kraliyet Sarayı hemen yanı başımızdaydı. Semtin eski kilisesi, Nobel Prize Müzesi, Opera Binası, Kraliyet Tiyatro Binası ve 1700’lü yıllardan beri faaliyet gösteren restoranlar hepsi çok çekiciydi. Tabii ki bizim için olmazsa olmaz Stockholm’in müzeleriydi.
Kentte yılda 1 milyon insan tarafından ziyaret edilen 100 kadar müze yer alıyor. En bilinen müze National Museum’dur. Müze koleksiyonu, Orta Çağ'dan 1900'e kadar yaklaşık 500.000 çizim, Rembrandt ve diğer Hollandalı ressamların önemli bir 17. yüzyıl koleksiyonu ve porselen eşyalar, resimler, heykeller ve modern sanat koleksiyonlarından oluşmaktadır.
Bir diğer önemli müze ise Moderna Museet. Başta Pablo Picasso ve Salvador Dalí'nin eserleri olmak üzere İsveç ve uluslararası modern ve çağdaş sanat eserlerine ev sahipliği yapıyor bu müze. Müzenin koleksiyonunda ayrıca Marcel Duchamp, Louise Bourgeois, Niki de Saint Phalle, Henri Matisse ve Robert Rauschenberg gibi sanatçıların önemli eserlerini görmek mümkün.
İki unique müze
Dünyanın neresine giderseniz gidin göremeyeceğiniz iki unique müze sadece Stocholm’de. Bunlardan ilki “Vasa Museum” ve efsane pop grubu “ABBA” adına yapılan müze. Vasa Müzesi’nde sergilenen Vasa Gemisi, 1628’de çıktığı daha ilk seferinde Stockholm’de alabora olup batmıştı. Deniz dibinde geçirdiği 333 yıldan sonra bu devasa savaş gemisi kurtarıldı ve yolculuğu devam edebildi. Bugün Vasa dünyanın en güzel şekilde muhafaza edilmiş 17. yüzyıl gemisi ve Stockholm'de özel olarak inşa edilmiş bir müzede sergileniyor. Vasa adeta eşsiz bir sanat hazinesi. Geminin yüzde 98'i özgün parçalardan ve yüzlerce oyma heykelden oluşuyor. Gemiye bakarken Vikingler’in ruhunu hissetmemek imkansız. Bu arada ünü yönetmen James Cameron’ın denizler altındaki büyük macerasını anlatan ve bir mühendislik harikası olan buluşların sergilendiği özel bölüm (geçici) ise müzenin bize sürpriziydi.
Çocukluğum ve ilk gençliğim ABBA şarkılarıyla geçmişti. Waterloo, Money Money, Gimme Gimme tüm dünyanın dilindeydi. Eurovision şarkı yarışmasıyla başlayan serüvenleri kısa sürede Avrupa’dan sonra da Amerika’dan Japonya’ya dünyanın tüm dünyada devam etmişti. Bu efsane grup için yapılan müze Stocholm’deki en çok ilgi gören noktalardan bir tanesi. Grubun ilk yılları, Eurovision macerası, konserlerde giydikleri kıyafetler, kullandıkları müzik aletleri ve hologram olarak karşınızda konser veren muhteşem dörtlü. Şarkılarından favorinizi seçip aralarına girerek Hologram karaoke bile yapabiliyorsunuz. (Ben yaptım)
Kika yemeden olmaz
İsveç mutfağı ağırlıklı olarak deniz ürünlerinden oluşuyor. Kuşkusuz köftesi efsane. Bu arada KİKA yemeden geri dönmeyin. İsveç mutfağının yanı sıra dünyanın dört bir yanından farklı tatları Stocholm’de bulmak mümkün. Stockholm’de karşılaştığımız kişilerin son derece güler yüzlü ve yardımsever olduğunu belirtmek isterim. Birçoğu Türk dizisi hayranı. Bu aralar “Sadakatsiz” ve “Camdaki Kız” en çok izlenilen Türk dizileri. Bir de herkesin unutamadığı “Kara Sevda” var. Şehre veda ederken kulağımızda (burada izlediğimiz) “Madam Butterfly”ın aryaları, kalbimizde Stockholm’ün ikonik görüntüleri vardı.