SON DAKİKA

2026 Mayıs ayı tüketici güven endeksi

Zafer Özcivan - zaferozcivan59@gmail.com Perşembe 21 Mayıs 2026 02:00

Türkiye'de vatandaşın ekonomiye bakışını gösteren en önemli göstergelerden biri olan tüketici güven endeksi, Mayıs 2026'da sınırlı bir artış gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası iş birliğiyle hazırlanan verilere göre endeks Nisan ayındaki 85,5 seviyesinden mayıs ayında 85,8’e yükseldi. Artış oranı yalnızca yüzde 0,3 oldu. Bu tablo, tüketicinin ekonomiye ilişkin algısında çok güçlü olmasa da hafif bir toparlanma sinyali bulunduğunu gösteriyor.

Ancak rakamın hâlâ 100 seviyesinin altında olması dikkat çekiyor. Çünkü tüketici güven endeksinde 100 puanın altındaki değerler kötümserliği, 100’ün üzerindeki değerler ise iyimserliği ifade ediyor. Yani vatandaşın büyük bölümü hâlâ ekonomik koşullara temkinli yaklaşıyor.

Vatandaş bugünü değil, daha çok yarını düşünüyor

Verilerin en dikkat çekici kısmı, mevcut durum ile gelecek beklentileri arasındaki fark oldu. Mevcut dönemde hanenin maddi durumunu ölçen alt endeks Nisan ayında 71,8 iken mayıs ayında 69,2’ye geriledi. Bu düşüş yüzde 3,5 olarak gerçekleşti.

Bu veri önemli çünkü vatandaşın “şu anki” ekonomik hissiyatını gösteriyor. Başka bir ifadeyle insanlar bugün gelirlerinin giderlerini karşılamada daha fazla zorlandığını düşünüyor. Gıda fiyatları, kira artışları, enerji maliyetleri ve günlük yaşam harcamalarının yüksek seyri, mevcut maddi durum algısını baskılamaya devam ediyor.

Buna karşılık gelecek 12 aya ilişkin beklentilerde daha olumlu bir hava görülüyor. Hane halkının gelecek dönemde maddi durumunun iyileşeceğine yönelik beklenti endeksi 87,5’ten 87,9’a çıktı. Artış sınırlı olsa da vatandaşın bir kısmı önümüzdeki dönemde ekonomik koşulların toparlanabileceğine inanıyor.

Daha dikkat çekici yükseliş ise genel ekonomik durum beklentisinde yaşandı. Bu alt endeks 78,3’ten 81,4’e yükselerek yüzde 3,9 artış gösterdi. Bu durum, vatandaşın Türkiye ekonomisinin geleceğine dair beklentilerinde bir miktar iyileşme olduğunu ortaya koyuyor.

Dayanıklı tüketim harcamalarında temkinli iyimserlik

Verilerde dikkat çeken bir başka unsur ise dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesinin yüksek seviyesini koruması oldu. Bu endeks 104,4’ten 104,5’e çıktı.

Beyaz eşya, otomobil, mobilya ve elektronik ürünler gibi dayanıklı tüketim ürünlerine yönelik harcama eğiliminin 100’ün üzerinde olması önemli bir gösterge kabul ediliyor. Çünkü vatandaş gelecekte fiyatların daha da artacağını düşündüğünde, harcamalarını ertelemek yerine öne çekebiliyor.

Burada iki farklı davranış aynı anda görülebiliyor:

• Bir kesim geleceğe daha umutlu baktığı için harcama yapmayı düşünüyor. 

• Diğer kesim ise enflasyonun devam edeceğini düşündüğü için ürünlerin daha pahalı hale gelmeden alınmasını tercih ediyor. 

Dolayısıyla dayanıklı tüketim eğilimindeki yüksek seviyeyi yalnızca “güçlü ekonomik güven” olarak okumak doğru olmayabilir.

Tüketici güveni neden önemli?

Tüketici güven endeksi yalnızca psikolojik bir veri değildir. Aynı zamanda ekonominin geleceğine ilişkin önemli ipuçları verir. Çünkü tüketici harcamaları ekonominin en büyük hareket alanlarından biridir.

Eğer vatandaş geleceğe güven duyuyorsa:

• Daha fazla harcama yapar, 

• Kredi kullanmaya daha açık olur, 

• Konut ve otomobil gibi büyük alımlara yönelir, 

• İç talep canlanır. 

Ancak güven düşük olduğunda insanlar tasarrufa yönelir, zorunlu olmayan harcamaları erteler ve ekonomik aktivite yavaşlayabilir.

Bu nedenle tüketici güvenindeki değişimler piyasalar, şirketler ve ekonomi yönetimi tarafından dikkatle takip edilir.

Ekonomide “kırılgan iyimserlik” dönemi

Mayıs 2026 verileri genel olarak değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo “kırılgan iyimserlik” olarak özetlenebilir. Vatandaş mevcut ekonomik koşullardan memnun görünmüyor. Ancak önümüzdeki dönemde daha iyi bir tablo oluşabileceğine dair sınırlı da olsa beklenti taşıyor.

Özellikle enflasyonda kalıcı düşüş sağlanması, gelir artışlarının alım gücünü desteklemesi ve finansal istikrarın güçlenmesi durumunda tüketici güveninde daha belirgin yükselişler görülebilir. Buna karşılık hayat pahalılığı baskısının sürmesi halinde güven endeksindeki toparlanma sınırlı kalabilir.

Bugünkü tablo, toplumun ekonomiye tamamen güven duyduğu bir dönemi değil; dikkatli, temkinli ve bekle-gör yaklaşımının hâkim olduğu bir süreci işaret ediyor.

Kaynak: TÜİK