SON DAKİKA

Gençler tembel değil, umutsuz

Esra Tanrıverdi Pazartesi 10 Ağustos 2026 02:00

Sevgili okurlarım, Son zamanlarda gençlerle ilgili benzer cümleleri çok sık duyuyorum:

“Hiçbir şey yapmak istemiyor.”

“Bütün gün telefonun başında.”

“Bir hedefi yok.”

“Her şeyi var ama yine de mutsuz.”

Ve sonunda o meşhur hüküm geliyor:

“Bu gençler çok tembel.”

Acaba gerçekten öyle mi?

Yoksa biz bir kuşağın yaşadığı kaygıyı, yorgunluğu ve umutsuzluğu tembellik diye mi okuyoruz?

Çünkü psikolojik açıdan isteksizlik her zaman tembellik değildir. İnsan önünde ulaşabileceği bir gelecek göremediğinde çabalamaktan vazgeçebilir. “Nasıl olsa olmayacak” düşüncesi bazen daha başlamadan insanın elini kolunu bağlar.

Bugünün gencine sürekli hedef koymasını söylüyoruz:

İyi bir üniversite kazan. İyi bir bölüm oku. Yabancı dil öğren. Kendini geliştir. İyi bir iş bul. Para kazan. Hayatını kur.

Peki genç bize dönüp, “Bunların hepsini yaparsam gerçekten iyi bir hayatım olacak mı?” diye sorsa ne diyeceğiz?

Sanırım cevap vermekte zorlandığımız yer tam da burası.

BİZİM GENÇLİĞİMİZLE ONLARINKİ AYNI DEĞİL

Anne-babaların en sevdiği cümlelerden biridir:

“Ben senin yaşındayken…”

Ama biz onların yaşındayken dünya bugünkü dünya değildi.

Bugünün genci yalnızca sınıfındaki arkadaşlarıyla kendisini karşılaştırmıyor. Telefonunu açtığı anda dünyanın en başarılı, en güzel, en zengin ve en mutlu görünen insanlarıyla karşılaşıyor.

Birisi 22 yaşında şirket kurmuş, diğeri dünyayı geziyor, bir başkası genç yaşta nasıl zengin olduğunu anlatıyor.

Kendi odasında sınava çalışan genç bütün bunlara baktığında henüz hayatının başındayken kendisini geç kalmış hissedebiliyor.

Daha yolun başında ama kendisini başarısız sanıyor.

“HER ŞEYİ VAR, NEDEN MUTSUZ?”

Çünkü psikolojik ihtiyaçlar alışveriş listesi değildir.

Bir gencin yalnızca iyi bir telefona, bilgisayara ya da güzel bir odaya değil; anlaşılmaya, kabul edilmeye, ait olmaya, hata yapabilmeye ve geleceğe umutla bakabilmeye de ihtiyacı vardır.

Bazen çocuklarımıza her şeyi veriyoruz ama onları gerçekten dinlemeyi unutuyoruz.

“Boş ver.”

“Takma kafana.”

“Bunda üzülecek ne var?”

“Hayatta daha neler göreceksin…”

Bunlar teselli gibi görünür ama bazen gencin duygusunu küçültür.

TELEFONUN ARKASINDA NE VAR?

Elbette gençlerin aşırı ekran kullanımı önemli bir sorun. Ama bazen telefon sorunun kendisi değil, sorundan kaçışın aracıdır.

Yalnız hisseden orada arkadaş arıyor. Kaygılı olan zihnini susturmak için saatlerce video izliyor. Geleceğini düşünmek istemeyen ekrana sığınıyor.

Bu nedenle bazen “Telefonu bırak!” demeden önce başka bir soru sormalıyız:

“Bu genç neden sürekli oraya kaçmak istiyor?”

Çünkü kaçışı ortadan kaldırıp kaçma nedenini bırakırsanız sorun çözülmez.

GELECEKTEN KORKAN BİR NESİL

Bugün birçok genç “Ne olmak istiyorum?” sorusundan önce şunları düşünüyor:

“İş bulabilecek miyim?”

“Geçinebilecek miyim?”

“Kendi hayatımı kurabilecek miyim?”

“Okuduğum bölümün bir karşılığı olacak mı?”

Bunlar yalnızca ekonomik değil, psikolojik sorular.

İnsan geleceği üzerinde hiçbir kontrolü olmadığını düşünmeye başladığında motivasyonu da zayıflayabilir.

Sonra biz dışarıdan bakıp:

“Hiçbir şeye hevesi yok.”

diyoruz.

Belki de hevesinden önce umudu azalmıştır.

Elbette gençlerin sorumluluk alması, emek vermesi, sabretmesi ve hayal kırıklığına dayanmayı öğrenmesi gerekiyor. Onları bütün sorumluluklarından muaf tutamayız.

Ama bir kuşağa sürekli “Sizde bir sorun var” diyerek de onları güçlendiremeyiz.

Belki soruyu değiştirmeliyiz.

“Bu gençlere ne oldu?” yerine, “Bu gençler nasıl bir dünyanın içinde büyüyor?”

Karşımızda sadece odasından çıkmayan, telefonuna bakan, ders çalışmak istemeyen ya da ne yapacağını bilemeyen bir genç olmayabilir.

Karşımızda geleceğinden korkan, kendisini yetersiz bulan, başkalarının hayatına bakmaktan kendi hayatını beğenemez hale gelmiş bir insan olabilir.

Belki de gençlere daha fazla nasihat vermeden önce karşılarına oturup tek bir soru sormalıyız:

“Anlat bakalım, senin dünyanda neler oluyor?”

Çünkü gençlere yol göstermek istiyorsak önce yürüdükleri yolu anlamamız gerekiyor.

Gençler tembel değil.

Bazıları yoruldu.

Bazıları korkuyor.

Bazıları yolunu bulmaya çalışıyor.

Bazıları da çabalarsa bir gün gerçekten bir yere varabileceğine yeniden inanmak istiyor.