Son yıllarda savaşların da formatı değişti. Artık ateşe el sokmak yerine maşa kullanan devletler kendilerine göre daha da faydalı işler yapıyor.
Bir zamanlar sahil kasabasında klavyesini çalan bir avuç serbest çalışanla başlayan "dijital göçebe" kavramı, artık dünyanın en hızlı büyüyen iş gücü kategorilerinden biri. 2026 itibarıyla küresel dijital göçebe nüfusu yaklaşık 43 milyon kişi. Eğer dijital göçebeler bir ülke olsaydı, nüfusça dünyanın 38. büyük ülkesi olurlardı.
Politika yapıcılar yapay zekâ ve küresel ticaretin artık birbirinden ayrı ele alınamayacağının giderek daha fazla farkına varıyor. Geleceğin ekonomisi her ikisine de bağlı olabilir. G7 masasında konuşulan aslında yapay zekâ değildi; geleceğin servetini kimin yöneteceğiydi.
Dünyayı çalıştıran çarkın dümeninde bence Sigorta şirketleri var. Düşünsenize çok ama hakikaten çok yıllar önce dünyayı kurmayı kafaya koyanlar düşünmüşler demişler ki, bizim Agop para işlerini halletsin Hans da mekanik sistemleri biz de birilerine borç verip mallarını alalım onu başkalarına satalım.
Gözlerinizi kapatın ve çok değil, sadece bir yıl sonrasının dünyasını düşünün: Takvimler 2027'yi gösteriyor. Manşetlerde artık bomba sesleri, can kayıpları ya da bitmek bilmeyen ambargolar yok.
Son haftalarda gazetem için yazdığım analizlerde de gördüğünüz gibi, temmuz ayının bu ilk haftasında, küresel ekonomi haritasına baktığımızda oldukça ilginç bir tabloyla karşılaşıyoruz. Piyasalar ne tamamen huzurlu ne de panik içinde; adeta nefesini tutmuş, bir sonraki büyük hamleyi bekleyen boksör gibi temkinli.
Her yıl Dünya Ekonomik Forumu'nun analizleri, merakla beklenir. Bu yıl uygulamanın icat etmekten daha zor hale geldiği temasını öne çıkardılar. Yeniliklerin sıklıkla pilot projeler ile dünyaya benimsetmeye çalışılır. Kampanya kapsamında sunulan araştırmalar, tedarik engellerini, kurumsal direnci, düzenleyici karmaşıklığı ve uyumsuz teşvikleri, teknolojik sınırlamalar önemli engeller olarak göstermektedir.
Küresel ekonominin yeniden şekillendiği, ticaret savaşlarının yeni dengeler yarattığı ve ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin siyasi ilişkiler kadar önem kazandığı bir dönemde yaşıyoruz.