SON DAKİKA
ziraat web

İstihdam, TGSD, Akçakale, Ovaköy, Ermenistan, lojistik

Ertuğrul Türkoğlu Salı 19 Mayıs 2026 02:00

Geçen hafta açıklanan istihdam rakamlarına göre 2026'nın ilk iki ayında dört yüz bin kişi işini kaybetmiş. Bu rakam, ekonominin iyiye gitmediğinin göstergesi. Hükümet istihdamı artırıcı kararlar almalı. Aksi halde Körfez Savaşının da etkisiyle tablo her geçen gün daha da kötüleşebilir.

Hükümetin yabancı yatırımcıları çekerek istihdamı arttırmak amacıyla hazırladığı teşvik paketini değerlendiren Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), bu paketin dışında, istihdamı artıracak ve tekstil sektörüne can suyu olacak bir öneri getirdi. 

TGSD, kamuoyu tarafından pek bilinmese de giyim sanayicilerini gerçekten temsil eden bir kuruluş. Sektörde faaliyet gösteren şirketlerin neredeyse tamamı üyesi. Dernek üyeleri tarafından küçük ölçekli müesseselerin işlerini kolaylaştırmak için kurulan TGSD Dış Ticaret AŞ, her sene iki milyar doların üzerinde ihracat yapıyor. 

TGSD’nin tespitine göre, tekstil şirketleri artan maliyetler nedeniyle tesislerini Mısır, Bosna Hersek ve Romanya’ya taşıyor. İstihdam bu nedenle düşüyor. En az 6 milyar tutar değerinde son model tekstil makinesinin atıl durumda olduğunu belirtiyorlar.

Önerileri Türkiye-Suriye sınırının her iki tarafında, sınıra yakın tekstil üretim havzaları oluşturulması. Bu havzaların yönetimi Türklerde olacak. Çalışanlar sınırın her iki tarafından da olabilecek. İstihdamda Suriye’ye dönen sığınmacılara öncelik verilecek. İki devlette havzalardan vergi almayacak. Bunlar sağlanırsa kısa sürede atıl makineler üretim havzalarına gönderilir. 250 000 kişi istihdam edilir. Yılda beş milyar dolar ihracat yapılır. Tekstildeki kan kaybı durur. Suriye’ye dönenlerin sayısı artar. İç göç ters çalışır. Sınır boyları hızla kalkınır.

TGSD aynı öneriyi çok fazla göç veren Nahcivan ve Iğdır içinde getirmişti. Nahcivan stratejik önemi olan bir bölge olmasına rağmen, her yıl binlerce Nahcivanlı Bakü’ye yerleşiyor. Iğdır’da göç veriyor. Bu öneri de sınırının iki tarafında da uygulanmalıdır. Böylece hem sektör hem de bölge canlanır.

Yıllardır kapalı olan Akçakale sınır kapısının geçen hafta açılması, sınırdan geçişleri çabuklaştıracağından TGSD’nin teklifinin uygulanmasını kolaylaştırır.  Akçakale’nin en son teknoloji ürünü makine ve ekipmanlarla donatılarak açılması, bölgeye canlılık getirecek ve ekonomiyi hareketlendirecek çok ehemmiyetli bir gelişme. Sadece turizm ve sınır ticareti değil başta lojistik olmak üzere hizmet sektörünün bileşenleri de hareketlenecek. Suriye’de iç savaş çıkmadan önce günde 600-700 tır geçiyordu bu kapıdan. 

Başta Ermenistan’la aramızdakiler olmak üzere kapalı olan bütün sınır kapılarını açmalıyız. Açılan her sınır kapısı, binlerce gencin iş bulmasının yanında, kapanacak dükkanların faal kalması, yeni işletmelerin ve ticarethanelerin açılması demek. Kerkük ve Musul’a hizmet vermek üzere inşa edilen ve tamamlanmasına rağmen hala açılmayan Ovaköy sınır kapısı da ilk fırsatta aktife edilmeli. Ne kadar çok sınır kapımız olsa o kadar iyi. 

Ermenistan’da 7 Haziran’da yapılacak seçimler, Paşinyan ile Türkiye düşmanlarının arasında geçecek. Anketler değerlendirildiğinde, Paşinyan’ın partisinin birinci olacağı ama hükümeti tek başına kuracak çoğunluğu elde edemeyeceği gözüküyor. Bu nedenle kapıları seçimlerden önce açarak, ticareti ve vizesiz geçişleri serbest bırakırsak, sınırın her iki tarafındaki yerleşim yerlerinin canlanmasının yanında, Paşinyan’ın daha fazla oy almasını sağlarız. Dolayısıyla Türk düşmanlarının önünü keseriz. Kapıları önceden ilan ederek, 7 Haziran’da açmamız seçmenleri etkiler.  

Sınır kapılarının açılması, lojistik sektörünün önü açılarak desteklenirse elde edilecek fayda daha da büyür. Ülkemizde tır ve kamyonların üzerine o kadar çok KDV ve motorlu taşıtlar vergisi biniyor ki Türkiye’de bir tır alınan tutara Gürcistan, Moldova ve Ukrayna gibi ülkelerde üç tır alınıyor. Fark o kadar büyük ki Türk şirketleri yatırımlarını ve bunun sonucunda istihdamlarını yurtdışına kaydırıyor. Sınırlar açıldığında Ermenistan’da ve istikrara kavuştuğunda Suriye’de de bu olacak.

Oysa Türkiye üç denizde sahilleri olan, Kafkasya, Avrupa, Balkanlar, Türkistan, Arap Dünyası ve Afrika’ya hızlı ve ucuz erişim imkanlarına sahip bir ülke. Emek yoğun olan lojistik sektörü desteklendiğinde, her beş yılda ikiye katlanacak hızda büyüyebilir. Yapılması gereken yurtdışı-yurtiçi ayrımı yapılmadan her türlü taşıma araçlarında ve bu araçlarla ilgili leasing işlemlerinde vergileri sıfırlamak. (Halen faal olan şirketlere de vergi iadesi olanağı sağlanmalı ki haksız rekabet ortaya çıkmasın)

Bu yapıldığında birkaç yıl içinde yüzbinlerce genç iş bulur. Rekabet gücümüz artar. Lojistik sektörü aynı inşaat gibi tetikleyici olduğundan diğer sektörleri de hareketlendirir.

‘’Yurtiçi-yurtdışı ayrımı yapılmasın’’ önerimin sebebi, Türkiye’de iç nakliyenin çok pahalı olması. Sadece önerdiğimiz düzenleme yapılsa ve kamyonların bağlı oldukları hallerin dışında da mal yüklemelerine izin verilse, halkımız meyve ve sebzeyi bugünkünün yarı fiyatına yer. Meyve ve sebze sadece örnek, bütün mallar ucuzlar, enflasyon düşer.